Yaşamak değil beni bu telaş öldürecek;
Dediği gibi şairin! O telaşla bırakın
Paris yolunda Ilık rüzgarlara taratmayı saçlarımızı
Sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile
Edemedik biz!

Sarı Lira Gibi Ömrümüz
Sarı Lira Gibi Ömrümüz

Gözümüz saatte söyleştik hep,
Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.
Hep yetişilecek bir yerler vardı,
Aranacak adamlar yapacak işler…
Bir sonraki günün telaşı, bir öncekinin tersine bulaştı,
Başkalarının hayatı bizimkini aştı!
Kor karanlıkta saat sesi yerine;
Kuşluk vakti, kızarmış ekmek kokusu veya yavuklu busesiyle Uyanma düşleri;
Ha babam ertelendi!!!
20’li yaşlardayken 30’a kurduk saatin alarmını,
30’larımızda 40’lara, belki sonra 50’lere!
Lakin öyle yanlış kurgulanmıştı ki hayat;
Doya doya söyleşmek, telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda,
Söyleşecek, sevişecek kimsecikler kalmıyor yanınızda…
Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi
Ömrünüz, vakti gelip sandıktan çıkardığınızda,
Bir de bakıyorsunuz ki,
Tedavülden kalkmış!!!

ERIEL BLEDA